mbb ilab
MBB 25 KASIM
TARSUS KUKLA

Dr. Dt. Şimşek: “Dişlerinizi fırçalarken kanama oluyorsa dikkat”

Sağlık (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 12.04.2022 - 16:02, Güncelleme: 12.04.2022 - 12:46 1313+ kez okundu.
 

Dr. Dt. Şimşek: “Dişlerinizi fırçalarken kanama oluyorsa dikkat”

Dr. Dt. Şimşek: “Dişlerinizi fırçalarken kanama oluyorsa dikkat”

Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Dt. Sancar Şimşek, diş eti hastalıklarının, genellikle ağrısız seyrettiği için zor fark edildiğini belirterek, “Diş etlerinizde kızarıklık ve şişme varsa, fırçalarken kanıyorsa diş hekiminize kontrol ettirin” dedi.İdealdent Klinikler Grubu kurucu ortaklarından Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Dt. Sancar Şimşek, diş fırçalarken oluşan kanama ile ilgili önemli bilgiler aktardı. Diş eti hastalığının en önemli belirtisinin, fırçalarken veya kendiliğinden ortaya çıkan diş eti kanamaları olduğunu belirten Dr. Dt. Şimşek “Kanama, diş etindeki iltihaba bağlı ortaya çıkar. İltihaba bağlı olarak diş etlerinde kızarıklık ve şişme görülebilir. Bununla birlikte kök yüzeylerinin açığa çıkması yani diş eti çekilmeleri, soğuk veya sıcağa karşı hassasiyet, dişlerde sallanma ve kaymalar, kötü ağız kokusu da hastalığın belirtileri arasındadır. Bu belirtilerin ortaya çıkmasını beklemeden 6 ayda bir düzenli olarak diş hekimi muayenesini yaptırmak, hastalığın oluşmadan önlenmesini veya erken teşhis edilerek diş kayıplarının önüne geçilmesini sağlar. Sağlıklı diş etinden hasta, iltihaplı diş etine geçiş normal bir insanda çok hızlı olmaz; genellikle geniş zamana yayılan, belirtiler gösteren bir süreçtir. Bu belirtileri göz ardı etmez ve tedavi yoluna giderseniz; diş kaybına, apse oluşumuna kadar uzanan bu süreci durdurabilirsiniz” diye konuştu.“Kendi kendine iyileşmez”“Diş eti hastalıkları kendi kendine, antibiyotik, gargara, vitamin gibi tedavilerle iyileşmez; mutlaka bir diş eti uzmanı tarafından tedavi edilmesi gerekir” diyen Dr. Dt. Şimşek, erken dönemde teşhis edilmesinin, diş etleri kadar dişlerin de sağlığını koruyacağını vurguladı. Bu hastalıklar tedavi edilmediğinde dişin kaybedilebileceğine dikkat çeken Şimşek, “Diş eti hastalıkları genellikle herhangi bir ağrı ile seyretmediğinden, çağımızda görülen en sık diş kaybetme nedenlerinden biridir. Genel sağlığımız açısından; periodontal hastalığın (diş eti hastalıkları) büyüklüğü ve şiddetinin önemli bir risk faktörü olduğu, artan bilimsel kanıtlarla desteklenmektedir. Diş eti hastalığını önlemek için günde en az iki kere doğru diş fırçalama, en az bir kere diş ipi kullanımı, 6 ayda bir düzenli diş hekimi ziyareti gerekmektedir” ifadelerini kullandı.“Dişlerin ve diş etlerinin ortak düşmanı olan bakteri plağıdır”Dişlerin düşmanı bakteri plağı hakkında da bilgi veren Şimşek, “Dişlerin ve diş etlerinin ortak düşmanı olan bakteri plağı, dişler üzerinde birikerek diş çürüklerine ve diş eti hastalıklarına yol açan yapışkan ve renksiz bir mikrop tabakasıdır. Dişlerde çapraşıklık, çürükler, kötü yapılmış dolgular ve protezler, ağızdan solunum ve ağız kuruluğu gibi faktörler; mikrobiyal dental plak birikimini artırır. Bakteri plağı, yediğimiz yemeklerdeki şeker ile birleşerek bir tür asit oluşturur. Bu asit zamanla diş minesini zayıflatır ve dişlerde çürümelere yol açar. Bakteri plağı yumuşaktır ve hasta tarafından kolaylıkla temizlenebilir. Eğer temizlenmez ve birikirse tükürükten gelen kalsiyum ve fosfat iyonlarının etkisiyle sertleşerek diş taşları meydana gelir. Diş taşı, ancak hekim tarafından diş yüzeylerinden uzaklaştırılabilir. Diş taşları, diş eti hastalığına esas neden olan bakteri plağının dişler üzerinde daha rahat birikmesine neden olur. Dolayısıyla diş taşlarını temizletmek zararlı değildir. Profesyonel olarak temizlenerek diş eti hastalığının ilerlemesi engellenmelidir” dedi.“Düzenli kontrol şart”Tedavi sonrası düzenli kontrollerin mutlaka yapılması gerektiğine dikkat çeken Dr. Dt. Şimşek, “Periodontal tedavi sonrası hastaların düzenli olarak diş hekimi tarafından muayene edilmesi, plak kontrolü ve yeni diş taşı birikimlerinin ortamdan uzaklaştırılması gereklidir. Fakat unutmamak gerekir ki; periodontal tedavi ile elde edilenlerin sürdürülmesi için yapılan hiçbir işlem, kişinin günlük ağız bakımı işlemlerini etkin bir şekilde uygulamasından daha yararlı olamaz. Bazı vakalarda periodontal yıkımın sürdüğü gözlenir. Bu vakalarda, geleneksel tedavilere ek olarak antibiyotik tedavisi ile olumlu yanıt alınır” diye konuştu.
Dr. Dt. Şimşek: “Dişlerinizi fırçalarken kanama oluyorsa dikkat”
Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Dt. Sancar Şimşek, diş eti hastalıklarının, genellikle ağrısız seyrettiği için zor fark edildiğini belirterek, “Diş etlerinizde kızarıklık ve şişme varsa, fırçalarken kanıyorsa diş hekiminize kontrol ettirin” dedi.
İdealdent Klinikler Grubu kurucu ortaklarından Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Dt. Sancar Şimşek, diş fırçalarken oluşan kanama ile ilgili önemli bilgiler aktardı. Diş eti hastalığının en önemli belirtisinin, fırçalarken veya kendiliğinden ortaya çıkan diş eti kanamaları olduğunu belirten Dr. Dt. Şimşek “Kanama, diş etindeki iltihaba bağlı ortaya çıkar. İltihaba bağlı olarak diş etlerinde kızarıklık ve şişme görülebilir. Bununla birlikte kök yüzeylerinin açığa çıkması yani diş eti çekilmeleri, soğuk veya sıcağa karşı hassasiyet, dişlerde sallanma ve kaymalar, kötü ağız kokusu da hastalığın belirtileri arasındadır. Bu belirtilerin ortaya çıkmasını beklemeden 6 ayda bir düzenli olarak diş hekimi muayenesini yaptırmak, hastalığın oluşmadan önlenmesini veya erken teşhis edilerek diş kayıplarının önüne geçilmesini sağlar. Sağlıklı diş etinden hasta, iltihaplı diş etine geçiş normal bir insanda çok hızlı olmaz; genellikle geniş zamana yayılan, belirtiler gösteren bir süreçtir. Bu belirtileri göz ardı etmez ve tedavi yoluna giderseniz; diş kaybına, apse oluşumuna kadar uzanan bu süreci durdurabilirsiniz” diye konuştu.

“Kendi kendine iyileşmez”
“Diş eti hastalıkları kendi kendine, antibiyotik, gargara, vitamin gibi tedavilerle iyileşmez; mutlaka bir diş eti uzmanı tarafından tedavi edilmesi gerekir” diyen Dr. Dt. Şimşek, erken dönemde teşhis edilmesinin, diş etleri kadar dişlerin de sağlığını koruyacağını vurguladı. Bu hastalıklar tedavi edilmediğinde dişin kaybedilebileceğine dikkat çeken Şimşek, “Diş eti hastalıkları genellikle herhangi bir ağrı ile seyretmediğinden, çağımızda görülen en sık diş kaybetme nedenlerinden biridir. Genel sağlığımız açısından; periodontal hastalığın (diş eti hastalıkları) büyüklüğü ve şiddetinin önemli bir risk faktörü olduğu, artan bilimsel kanıtlarla desteklenmektedir. Diş eti hastalığını önlemek için günde en az iki kere doğru diş fırçalama, en az bir kere diş ipi kullanımı, 6 ayda bir düzenli diş hekimi ziyareti gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

“Dişlerin ve diş etlerinin ortak düşmanı olan bakteri plağıdır”
Dişlerin düşmanı bakteri plağı hakkında da bilgi veren Şimşek, “Dişlerin ve diş etlerinin ortak düşmanı olan bakteri plağı, dişler üzerinde birikerek diş çürüklerine ve diş eti hastalıklarına yol açan yapışkan ve renksiz bir mikrop tabakasıdır. Dişlerde çapraşıklık, çürükler, kötü yapılmış dolgular ve protezler, ağızdan solunum ve ağız kuruluğu gibi faktörler; mikrobiyal dental plak birikimini artırır. Bakteri plağı, yediğimiz yemeklerdeki şeker ile birleşerek bir tür asit oluşturur. Bu asit zamanla diş minesini zayıflatır ve dişlerde çürümelere yol açar. Bakteri plağı yumuşaktır ve hasta tarafından kolaylıkla temizlenebilir. Eğer temizlenmez ve birikirse tükürükten gelen kalsiyum ve fosfat iyonlarının etkisiyle sertleşerek diş taşları meydana gelir. Diş taşı, ancak hekim tarafından diş yüzeylerinden uzaklaştırılabilir. Diş taşları, diş eti hastalığına esas neden olan bakteri plağının dişler üzerinde daha rahat birikmesine neden olur. Dolayısıyla diş taşlarını temizletmek zararlı değildir. Profesyonel olarak temizlenerek diş eti hastalığının ilerlemesi engellenmelidir” dedi.

“Düzenli kontrol şart”
Tedavi sonrası düzenli kontrollerin mutlaka yapılması gerektiğine dikkat çeken Dr. Dt. Şimşek, “Periodontal tedavi sonrası hastaların düzenli olarak diş hekimi tarafından muayene edilmesi, plak kontrolü ve yeni diş taşı birikimlerinin ortamdan uzaklaştırılması gereklidir. Fakat unutmamak gerekir ki; periodontal tedavi ile elde edilenlerin sürdürülmesi için yapılan hiçbir işlem, kişinin günlük ağız bakımı işlemlerini etkin bir şekilde uygulamasından daha yararlı olamaz. Bazı vakalarda periodontal yıkımın sürdüğü gözlenir. Bu vakalarda, geleneksel tedavilere ek olarak antibiyotik tedavisi ile olumlu yanıt alınır” diye konuştu.
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mersinblokhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.